FİKİR VE DURUŞ – 17
**Medeniyet Siyaseti:Günü Kurtaran Değil, Geleceği İnşa Eden Duruş**
Siyaset;
yalnızca bir iktidar mücadelesi değil,
bir medeniyet tasavvurunun hayata yansıma biçimidir.
Günü kurtarmaya odaklanan adımlar,
toplumun yarınını inşa edemez.
Kalıcı ve kuşatıcı bir siyaset anlayışı ise
köklerini tarihten,
ruhunu inançtan,
istikametini milletin vicdanından alır.
Medeniyet siyaseti;
tepkisel değil,
kurucu bir siyaset anlayışıdır.
Sorunlara geçici çözümler üretmenin ötesinde,
insanı, toplumu ve devleti
aynı değer zemininde buluşturmayı hedefler.
Bu yaklaşımda iktidar;
bir amaç değil,
millete hizmet için taşınan bir emanettir.
Bizim siyasal hafızamızda asıl belirleyici olan da
bu emanet bilincidir.
Bu topraklarda siyaset;
hiçbir zaman yalnızca teknik bir yönetim alanı olmamıştır.
İnanç, ahlâk ve adalet duygusu,
tarih boyunca siyasetin merkezinde yer almıştır.
Milletin değerleriyle çatışan değil,
o değerleri temsil eden bir siyaset anlayışı,
meşruiyetini yalnızca sandıktan değil,
önce vicdandan alır.
Medeniyet siyaseti,
gücünü tam olarak bu kaynaktan besler.
Medeniyet siyaseti;
devleti kutsallaştırmaz,
ancak devletsizliği de bir çözüm olarak görmez.
Devleti;
emanetin taşıyıcısı,
adaletin teminatı olarak kabul eder.
Güçlü devlet,
ancak adaletle anlam kazanır.
Güçlü iktidar ise,
milletle arasına mesafe koymadığı sürece meşrudur.
Sosyal hayat ve ekonomi alanında
eksikler, aksaklıklar ve zorluklar yaşanabilir.
Bunları yok saymak değil,
sorumlulukla kabul edip
çözüm iradesi göstermek gerekir.
Ancak bütün bu alanlarda
yön tayin eden ana eksen,
medeniyet perspektifi olmalıdır.
Aksi hâlde siyaset,
rakamların ve çıkarların dar alanına sıkışır.
Medeniyet siyaseti;
toplumu dönüştürmeye çalışan bir dayatma değil,
toplumun kendi değerleriyle yükselmesine
zemin hazırlayan bir anlayıştır.
Dayatmacı değil,
ikna edicidir.
Dışlayıcı değil,
kuşatıcıdır.
Bu yaklaşım;
uzun yıllar ötelenmiş,
merkezin dışında bırakılmış kesimlerin
yeniden söz sahibi olmasının da
önünü açmıştır.
Ak Sancak Cemiyeti olarak biz;
sivil bir yapı olsak da
bu medeniyet siyasetini önemser,
genel politik istikametini kıymetli buluruz.
Eleştirel aklı diri tutarken,
yıkıcı değil,
yapıcı bir dili esas alırız.
Duruşumuz;
kişilere bağlı bir savunma değil,
ilkelere dayanan bir sadakattir.
Bizim için siyaset;
ahlâktan, maneviyattan ve vicdandan
bağımsız düşünülemez.
İnançla bağı kopmuş bir siyaset,
milleti yorar.
Vicdanla bağı zayıflamış bir iktidar,
toplumu kutuplaştırır.
Medeniyet siyaseti ise
birleştirir,
onarır
ve geleceğe taşır.
Sözümüz nettir:
Günü kurtaran siyaset tükenir.
Değer üretmeyen iktidar yıpranır.
Medeniyet iddiası olmayan güç savrulur.
Bu nedenle durduğumuz yer;
milletin inancıyla barışık,
devletin adaletiyle güçlü,
toplumun vicdanıyla diri bir yerdir.
Çünkü inanıyoruz ki;
medeniyet perspektifi korundukça siyaset anlam kazanır.
Anlam kazanan siyaset toplumu ayakta tutar.
Toplum ayakta kaldıkça devlet güçlenir.
Ve bu yürüyüş,
ancak bu bilinçle;
istikrarlı, sabırlı ve onurlu biçimde
devam eder.
Ak Sancak Cemiyeti
Resmî Yayın Kurulu

