FİKİR VE DURUŞ – 18
Sosyal Devlet, Sabır Ahlâkı ve Ekonomik Gerçeklik:
İnsanı Korumadan Güçlü Olunmaz
Ekonomi;
yalnızca rakamlar, tablolar ve büyüme oranlarından ibaret değildir.
Ekonomi,
insanın hayatına dokunduğu ölçüde anlam kazanır.
Bir devletin gücü,
yalnızca mali dengeleriyle değil,
vatandaşının onurunu ne ölçüde koruyabildiğiyle ölçülür.
Bu nedenle ekonomik politika,
aynı zamanda ahlâkî bir tercihtir.
Medeniyet tasavvurumuzda sosyal devlet;
yardımı bir lütuf değil,
adaletin doğal sonucu olarak görür.
Devlet,
zor zamanlarda vatandaşını yalnız bırakmayan,
yükü paylaşmayı bilen bir emanettardır.
Bu anlayış;
sadaka kültürü değil,
hak temelli bir sosyal adalet bilincini esas alır.
Çünkü insan onuru,
yardımın değil,
hakkın konusu olmalıdır.
Ekonomik zorluklar,
tarihin her döneminde yaşanmıştır.
Bugün de küresel şartlar,
bölgesel krizler ve yapısal sorunlar
toplumları ciddi sınavlarla karşı karşıya bırakmaktadır.
Bu gerçekliği inkâr etmek değil,
doğru teşhislerle aşmaya çalışmak gerekir.
Ancak bu süreçlerde
toplumu ayakta tutan asıl güç,
sabır ahlâkıdır.
Sabır;
boyun eğmek değildir.
Sabır;
ümidi diri tutarak,
adaletten sapmadan,
hak arayışını ahlâkla birlikte sürdürmektir.
Medeniyetimizde sabır,
pasif bir bekleyiş değil,
dirençli bir duruştur.
Zorluk karşısında dağılmamak,
değerlerden vazgeçmemektir.
Sosyal devlet anlayışı;
sadece yardımlarla değil,
fırsat adaletiyle tamamlanır.
Eğitimde, istihdamda ve sosyal hayatta
insana imkân sunmayan bir düzen,
kalıcı refah üretemez.
Adalet;
herkese aynı sonucu değil,
herkese hak ettiğine ulaşabileceği zemini sunmaktır.
Ak Sancak Cemiyeti olarak biz;
ekonomik sorunları küçümseyen değil,
toplumun yaşadığı sıkıntıları anlayan bir duruşu esas alırız.
Eleştiriyi inkâra değil,
çözüme açılan bir kapı olarak görürüz.
Ancak bu eleştirinin,
yıkıcı değil yapıcı;
umutsuzluk üreten değil,
sorumluluk bilinci taşıyan bir dilde olması gerektiğine inanırız.
Bizim için sosyal devlet;
sadece bugünü değil,
yarını da düşünmektir.
Gelecek nesilleri borçla değil,
sağlam bir ahlâk ve adalet mirasıyla buluşturabilmektir.
Ekonomik denge ile toplumsal huzur arasındaki bağ,
ancak bu bilinçle korunabilir.
Sözümüz nettir:
İnsanı ihmal eden ekonomi büyüyemez.
Adaletten kopan refah kalıcı olamaz.
Sabırdan uzaklaşan toplum çözülür.
Bu nedenle durduğumuz yer;
sosyal adaleti önceleyen,
insan onurunu koruyan,
sabırla ve sorumlulukla yol alan bir yerdir.
Çünkü inanıyoruz ki:
Sabır ahlâkıyla yürüyen toplum ayakta kalır.
Sosyal adaletle güçlenen devlet sarsılmaz.
İnsanı merkeze alan ekonomi geleceği taşır.
Ve bu yürüyüş,
ancak bu denge korunduğunda
sağlam, adil ve umutlu biçimde devam eder.
Ak Sancak Cemiyeti
Resmî Yayın Kurulu

